Görsel kültürün hakim olduğu bu çağda, görsellik, zihni faaliyeti sadece görüntüye indirger; oysa görüntü ayartıcı dolayısıyla zihni melekeleri yoksullaştırıcı bir işlev görür. Yusuf Kaplan "4 Kalem Tekniği" okuma yöntemiyle talebenin zihninde görsel imgelemenin oluşmasını mümkün kılar, böylece estetik ve görsellik, yazılı kültürün içine entegre edilmiş olur. Talebe;
Bu da talebeye estetik zevk kazandıran zihni geliştirici bir manzara sunar.
Talebe kitaplarda ilerlerken, yeşille çizilen kilit kavramları 15-20 saniye kadar gözden geçirir, ardından kırmızıyla çizilen yerler 10-15 dakika içerisinde hızlıca okur. Alıntılanan en önemli cümlelerin de üzerinde durur ve bu adımların ardından sonraki bölüme geçer. Burada amaç tüketen okuyucudan, üreten, inşâ eden okuyucuya geçmektir.
İnsan, kelimelerle konuşur, kavramlarla düşünür ve ruh'la bir dünya kurar. Satırlardaki derinleşme, sadırlardaki keşfe dönüşür.
"4 Kalem Tekniği" bu derinleşmeye ve bu derinleşmeden doğacak olan keşfe yardımcı olur. Mürekkepli kalem, şiddetin simgesi; kurşun kalem, tevazunun simgesidir. En başta talebe, kurşun kalemi tercih ederek bu keşfe tevazûu ile başlar. Aynı zamanda bu teknik, talebeye gözü ve zihni diri tutan, zekâyı geliştiren, hafızayı güçlendiren, okuduklarını hazmettiren, tefrik ve terkip kabiliyetlerini arttıran, sorumluluk bilincini pekiştiren, ahlâkı güzelleştiren, insanı dikkat ve rikkat sahibi yapan, latifleştiren, anlamı ve anlamlandırmayı öğreten bir okuma biçimini sunar.
"Tüketen okuyucudan üreten okuyucuya geçiş — tüketen okuyucu nesnedir, üreten okuyucu özleşir."
Anahtar sözcükler, kilit kavramlar, terimler. Bir sayfada en fazla beş tane. Metnin iskeletini çıkarır.
Önemli satırların altını çizin. İki üç önemli kelimeyi daha vurgulu çizerek belirginleştirin.
Hafifçe, çok bastırmadan işaret koyun. Parantez, yıldız, ok — artık sizin yoğurt yiyişiniz.
Kitabın kenarlarına kendi notlarınızı, tanımlarınızı yazın. Sayfanın üstüne o sayfanın en önemli cümlesini çıkarın.
Bir medeniyet sessizce çöker. Ne bir gürültü duyulur ne bir çığlık. Taşlar yerinde durur ama ruh çekilir. İşte bizi vuran da buydu: taşları korumaya çalışırken ruhun gittiğini fark edemedik.
Birincisi, düşünce geleneğimizin kopuşudur. On ikinci yüzyılda başlayan bu kopuş, bizim "bilmek" fiilini nasıl anladığımızı temelden değiştirdi. Bilgi, irfandan enformasyana dönüştü; hikmet, veriye indirgendi.
Kadim geleneğimizde bilmek, olmak demekti. Bu ilke kaybolduğunda yalnızca bilgi değil, bilgiyi taşıyacak insan tipi de kayboldu.
Ana metinler, kurucu metinler, klasikler. Derinlemesine, satır satır, kavram kavram.
Ana metinlere götüren, yol açan kitaplar. Haritayı gözünüzün önüne getirecek rehberler.